Beşparmak Düşünce Grubu’ndan Gutteres’in Kıbrıs ziyaretine ilişkin değerlendirme
Beşparmak Düşünce Grubu, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres’in Kıbrıs’a yaptığı ziyaretin ardından yaptığı değerlendirmede, Genel Sekreteri’nin diyaloğun sürdürülmesine yönelik çabalarını önemsediklerini belirtirken, Kıbrıs’ta adil, gerçekçi ve sürdürülebilir bir uzlaşının adadaki siyasi ve fiilî gerçeklerin kabulüyle mümkün olabileceğini vurguladı.
Beşparmak Düşünce Grubu, Guterres’in Kıbrıs ziyaretinin, Kıbrıs meselesinde gelinen aşamanın geçmiş tecrübeler, mevcut gerçekler ve tarafların bu konudaki pozisyon ve açıklamaları çerçevesinde değerlendirilmesini gerekli kıldığını belirtti.
Grup, yazılı açıklamasında, “Genel Sekreteri’nin diyaloğun sürdürülmesine yönelik çabalarını önemsemekle birlikte, adil, gerçekçi ve sürdürülebilir bir uzlaşının ancak on yıllardır yaşananlar sonunda Ada’da ortaya çıkan siyasi ve fiilî gerçeklerin kabulüyle mümkün olabileceği kanaatindedir.
Bu çerçevede, Kıbrıs Türk halkının özden gelen hakları olan egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün teyit edilmesi; Ada’daki iki devletin yan yana, karşılıklı saygı ve iş birliği içinde yaşamasına dayanan yeni bir ilişkinin kurulması gerektiğini düşünmekteyiz.” ifadelerini kullandı.
– Rum tarafının “değişmez üstünlük arayışı”…
2017’de Crans-Montana’da yapılan 5+1 Konferansı’nın sonuçsuz kalmasının ardından, taraflar arasında resmî müzakereleri başlatabilecek ortak bir zeminin bulunmadığının Genel Sekreter tarafından birçok kez dile getirildiği hatırlatılan açıklamada, “Bu durumu değiştiren somut bir gelişme ortaya çıkmamışken, Rum tarafının değişmez üstünlük arayışı nedeniyle Kıbrıs şartlarına uygunsuzluğu kanıtlanmış modellerin farklı isimler, geçiş formülleri veya yeni diplomatik girişimler altında yeniden gündeme getirilmesinin çözüm üretmeyeceği açıktır” denildi. Beşparmak Düşünce Grubu, böyle bir yaklaşımın ancak uyuşmazlığa ve Rum tarafının haksız ve hukuksuz olarak yararlandığı mevcut statükonun sürdürülmesine hizmet edeceğini savundu.
– “Cumhurbaşkanı’nın 4 maddelik metodolojisi Guterres’in açıklamasında yer aldı ancak …”
Açıklamada, Cumhurbaşkanı’nın resmi müzakerelerin başlatılması amacıyla ortaya koyduğu dört maddelik metodolojinin Genel Sekreter’in açıklamasında yer aldığı ancak bunun “zaman takvimli ve sonuç alıcı” öze yönelik görüşmelerin başlatılması için vazgeçilmez bir koşul olduğunun belirtilmediği kaydedildi.
Beşparmak Düşünce Grubu açıklamasında, “Bunun yerine, açıklamada içerik konusuna da değinilmekte, Rum lider tarafından ise ‘toplantılarda ilk kez özlü konuların da konuşulduğu’ iddia edilmektedir” denilerek, Cumhurbaşkanı’nın bu konuya açıklık getirmesinin kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi açısından yararlı olacağı ifade edildi.
– “Kıbrıs Türk tarafı yeniden ucu açık ve sonucu belirsiz bir sürece sürüklenmemeli”
Grup açıklamasında, “Her halükârda, Grubumuz, metodoloji maddeleri arasında yer alan ‘siyasi eşitlik’ söyleminin, artık tüketilmiş olan bir federasyon söylemi olduğunu ve halkımızın egemen eşit statüsünü tatmin etmekten uzak olduğunu, diğer yandan geçmiş yakınlaşmaların bizim için sakıncalı, halkımızı Rum tarafına üstünlük sağlayacak sözde federal bir çözüm süreci ve geleceğe sürükleyecek hususlar içerdiğini değerlendirmektedir. “ denildi. Grup, Kıbrıs Türk tarafının yeniden ucu açık ve sonucu belirsiz bir sürece sürüklenmemesi için bu hususların açıklığa kavuşturulması; kamuoyunda ve siyasi çevrelerde dile getirilen haklı kaygıların dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
-“Guterres’in, ‘Barışı zorla dayatamayız’ açıklaması önemli ancak içerdiği tanımlamalar itibarıyla yanıltıcı”
Açıklamada, “Genel Sekreter Guterres’in, ‘Barışı zorla dayatamayız. Barışı ancak Kıbrıslılar, liderleri aracılığıyla inşa edebilirler’ açıklaması önemli olmakla beraber, içerdiği tanımlamalar itibarıyla yanıltıcıdır” denilerek, devamla şunlar kaydedildi:
“Adada, coğrafi bir tanımlamanın ötesinde tek bir ‘milli kimlik’ olduğu varsayımına dayanan ‘Kıbrıslılar’ ibaresi, ‘Kıbrıs halkı’na yaptığı atıflarla birlikte okunduğunda, Birleşmiş Milletler örgütünün Kıbrıs gerçeklerinden ne kadar uzak olduğunu gösterir! Adada iki ayrı halk ve iki bağımsız, egemen Devlet vardır. Bu durum, Rumların, Yunanistan’ın da aktif yardım ve desteğiyle on yıllardır sürdürdüğü Kıbrıs’ı bir Elen adası yapma kampanyası ve Kıbrıs Türkü’nün, Türkiye’nin de yardım ve desteğiyle bu yayılmacı faaliyetlere karşı duruşuyla ortaya çıkmıştır. Eğer Kıbrıs’ta tek bir halk ve tek bir milli kimlik olsaydı, o zaman Birleşmiş Milletler ‘neyi ve kimi birleştirmeye çalışıyor?’ sorusu ortaya çıkardı.”
-“Ada’da iki ayrı halkın, iki ayrı devlet yapısının varlığı göz ardı edilemez”
Ada’da iki ayrı halkın, iki ayrı demokrasinin ve iki ayrı devlet yapısının varlığının göz ardı edilemeyeceği vurgulanan açıklamada, kapsamlı çözüm için ortak zeminin bulunmadığı mevcut şartlarda enerji, çevre, su kaynakları, düzensiz göç, doğal afetler, sağlık, ticaret ve ulaşım alanlarında somut iş birliğine öncelik verilmesi gerektiği görüşü paylaşıldı. “Bu mekanizmalar, tarafların egemen eşitliğine ve ayrı statülerine halel getirmeden günlük yaşamı kolaylaştırabilir, iki halk arasında güven yaratılmasına katkıda bulunabilir ve Ada’nın tamamında istikrar ve refaha katkı sağlayabilir.” denildi.
Rum tarafının Kıbrıs Türk halkını eşit görmeyen tutumu değişmediği sürece kapsamlı bir uzlaşıya varılmasının mümkün olmadığı vurgulanan açıklamada, “Kıbrıs Rum Yönetimi’nce adanın yeni askerî yapılanmaların, bölgesel rekabetlerin ve jeopolitik hesapların parçası hâline getirilmesi çabaları, yarım asrı aşan barış ve istikrar ortamını tehlikeye atmaya yöneliktir ve uzlaşı arayışlarına hizmet etmez. Türkiye’nin etkin ve fiilî garantörlüğü Ada’daki barışın temel güvencesidir ve bundan vazgeçilemez. Türkiye’nin dışlandığı, Kıbrıs Türk halkının haklarının ve Doğu Akdeniz’deki meşru çıkarlarının yok sayıldığı hiçbir girişimin başarıya ulaşması ise mümkün değildir.” denildi.
– Üçlü toplantı… Mülkiyet konusu…
İki lider ile Genel Sekreteri arasında yapılan üçlü toplantıda, Cumhurbaşkanı’nın Kıbrıs Rum tarafının mülkiyet konusundaki son girişimlerini gündeme getirdiğini ve bunların sonuçları hakkında uyarılarda bulunduğunu Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarından anladıklarını belirten Grup, “Bu uyarıların somut tedbirlerle desteklenmesi ve bunlar arasında bir süredir durmuş bulunan Maraş açılımının yeniden gündeme getirilmesi, deniz yetki alanlarımızdaki araştırmaların yeniden başlatılması, bu ve benzeri faaliyetlerin Türkiye ile istişare içinde yürütülmesinin etkili girişimler olacağını değerlendirmekteyiz” dedi.
– “Cumhurbaşkanlığı halkı aydınlatma konusunda daha şeffaf ve proaktif bir yaklaşım sergilemeli”
Kıbrıs Türk tarafının ve özelde karşı tarafla temasları sürdüren Cumhurbaşkanlığının halkı aydınlatma konusunda “daha şeffaf ve proaktif bir yaklaşım” sergilemesinin Rum tarafının manipülasyon ve çarpıtmalarını dengelemekte etkili olacağı görüşü ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Sayın Cumhurbaşkanı kendisi her konuda Rum liderle ‘polemiğe girmek’ istemeyebilir; ancak bu da çoğu kez gelişmelerin kamuoyuna Rum tarafının istediği şekilde tek taraflı olarak yansımasına sebep olmaktadır. Bu noktada zamanlamanın çok önemli olduğunu önemle belirtmek isteriz. Halkımız, Genel Sekreter’in adayı ziyareti olsun, başka konular olsun, gelişmeleri Rum basınından öğrenmemelidir! Gizlilik ilkesi önemlidir; ancak bunun aleyhimize bir araç olarak kullanılmasına izin verilmemelidir. Rum liderin yaptığı birçok kabul edilemez açıklamayı Sayın Cumhurbaşkanı bizzat kendisi yanıtlamayı uygun bulmuyorsa, bunu yapabilecek mekanizmaların oluşmasına öncülük etmelidir. Geçmişte var olan ve Rum tarafının halen kullanmakta olduğu Sözcülük makamının yeniden ihdas edilmesinin bu bağlamda değerlendirilmesi gerektiğini düşünmekteyiz.”
Grup, Guterres’e Kıbrıs’ta kalıcı bir uzlaşı çabalarına yaptığı katkılardan, bu arayışta taraflar arasında “ortak zemin bulunmadığı” şeklindeki gerçekçi saptamasından dolayı teşekkür ederek, yıl sonunda gerçekleşecek olan emekliliğinin kendisine sağlık, mutluluk ve huzur getirmesini diledi.




