Dünya

ABD’deki ara seçimle Washington’da yeni bir dönem başlıyor

ABD’de yapılan Kongre ara seçimlerinde Demokratların hem Senato hem de Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kazanması, Başkan Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminin kalan iki yılında Amerikan iç ve dış politikasındaki güç dengelerini önemli ölçüde değiştirecek.

2024 başkanlık seçimlerinde Beyaz Saray’a yeniden dönen Trump’ın, ikinci döneminin ilk iki yılında Kongre’nin her iki kanadında Cumhuriyetçiler çoğunluğu oluştururken, ara seçim sonuçlarıyla birlikte Washington’da yeni bir dönem başlıyor.

Seçimlerde Cumhuriyetçilerin Kongre’nin her iki kanadında da çoğunluğunu kaybetmesi, Trump yönetiminin özellikle ekonomi, göçmenlik ve dış politika alanlarındaki uygulamalarına yönelik seçmen memnuniyetsizliğinin net bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

Demokratların Kongre’nin kontrolünü ele geçirmesi Trump’ın başkanlık yetkilerini ortadan kaldırmasa da tüm yasama ve bütçe düzenlemelerinde Beyaz Saray’ın daha güçlü bir Kongre denetimiyle karşılaşması anlamına geliyor.

– Trump için Kongre desteğinin kaybedilmesi ne anlama geliyor?

Demokratların Kongre’de çoğunluk gücünü yeniden ele geçirmesi, Trump’ın ikinci döneminin kalan kısmında önemli siyasi ve kurumsal sonuçlar doğuracak.

Son dönemde Cumhuriyetçilerle Demokratlar arasındaki siyasi bölünmenin giderek büyüdüğü değerlendirmesi yapılırken, Demokrat Kongre ile Cumhuriyetçi başkan arasındaki siyasi denge mücadelesi, özellikle yasal düzenlemeler söz konusu olduğunda gündemi belirleyecek.

Vergi politikaları, federal harcamalar, enerji düzenlemeleri, sağlık sistemi ve göçmenlik konularında yeni yasaların kabul edilmesi için Trump yönetiminin Demokratlarla uzlaşması gerekecek.

Seçim sonuçlarının belirginleşmesiyle yaptığı ilk açıklamasında “sonuçları kabul etmeye ve Demokratlarla birlikte çalışmaya hazır olduğunu” ifade eden Trump, Demokratlarla uzlaşmanın yolunu bulacağını ima etti.

Elinde veto yetkisi olduğunu ve bunu kullanacağını zaman zaman dile getiren Trump, Kongre’de Demokratlarla uzlaşmak zorunda olsa da anayasal yetkileri çerçevesinde başkanlık kararnameleri çıkarmaya, federal kurumların faaliyetlerini yönlendirmeye ve dış politikada yürütme organına tanınan yetkileri kullanmaya devam edebilecek.

Ancak başkanlık kararnamelerinin kapsamının yargı denetimine tabi olması ve Kongre’nin federal harcamalar üzerindeki yetkisi, Trump’ın bu yöntemle gerçekleştirebileceği düzenlemelere önemli sınırlar getirebilecek.

Dolayısıyla Trump’ın ikinci döneminin son iki yılında yeni ve kapsamlı yasalar çıkarmaktan ziyade mevcut başkanlık yetkilerini kullanmaya ve daha önce kabul edilen düzenlemeleri uygulamaya ağırlık vermesi muhtemel görünüyor.

– Trump hakkında yeniden azil süreci gündeme gelebilir

Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kazanması, Trump hakkında üçüncü kez azil süreci başlatılması ihtimalini de gündeme getirebilir.

ABD’de azil suçlamalarının kabulü için Temsilciler Meclisi’nde basit çoğunluk yeterli olurken başkanın görevden alınması için Senato’da hazır bulunan üyelerin üçte ikisinin desteği gerekiyor.

Demokrat Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries, yeni bir azil süreci ihtimalini dışlamadıklarını belirtirken Cumhuriyetçiler de böyle bir girişimde bulunulabileceğini savunuyor.

– Demokratların Kongre denetimi Trump yönetimini zorlayabilir

Seçim sonuçlarının en önemli yansımalarından birinin, Demokratların Trump yönetimi üzerindeki denetim yetkilerini genişletmesi olması bekleniyor.

ABD basınında, Demokratların çoğunluğu kazanmaları halinde Trump ile ailesinin ticari faaliyetleri, Jeffrey Epstein’e ilişkin belgelerin açıklanma süreci ve ABD Savunma Bakanlığının harcamaları hakkında soruşturmalar başlatabilecekleri belirtiliyor.

Kongre komisyonları, üst düzey yönetim yetkililerini ifade vermeye çağırabilecek, resmi belgeler talep edebilecek ve Beyaz Saray’ın çeşitli uygulamalarını kamuoyu önünde sorgulayabilecek.

– Bütçe görüşmeleri yeni siyasi mücadelenin merkezinde olacak

Yeni Kongre döneminde Trump yönetimi ile Demokratlar arasındaki en önemli mücadele alanlarından birinin federal bütçe olması bekleniyor.

Demokratların Kongre’de çoğunluğu sağlamasıyla birlikte Trump’ın savunma harcamaları, sınır güvenliği, göçmenlerin sınır dışı edilmesi ve federal kurumların bütçelerine ilişkin taleplerini artık Demokratlarla uzlaşma sağlamadan geçirmesi oldukça zor gözüküyor.

Bu durumda tarafların anlaşamaması halinde hükümetin kapanma süreçlerinin yaşanmasının muhtemel olduğu belirtiliyor.

Öte yandan Trump’ın Kongre’den geçen yasaları veto etme yetkisi, Demokratların kendi siyasi gündemlerini hayata geçirmelerini de zorlaştıracak.

Başkanlık vetosunun aşılması için Kongre’nin her iki kanadında üçte iki çoğunluk gerektiğinden, Washington’da karşılıklı siyasi blokajların yaşanması ihtimali bulunuyor.

Bu siyasi tablo altında Trump’ın kalan iki yılına, Beyaz Saray ile Demokratların kontrolündeki Kongre arasındaki siyasi güç savaşının damga vurması bekleniyor.

– Senato, üst düzey atamalarda belirleyici olacak

Senato’da çoğunluğu elde eden Demokratlar, Trump’ın federal yönetimdeki üst düzey görevlere yapacağı atamalar üzerinde de etkili olabilir.

ABD’de kabine üyeleri, büyükelçiler, federal yargıçlar ve Yüksek Mahkeme üyelerinin atanması için Senato’nun onayı gerekiyor.

Demokratlar, Trump’ın aday gösterdiği isimlerin onay süreçlerini geciktirebilir veya adaylıkları reddedebilir. Bu durum, Beyaz Saray’ın bazı atamalar konusunda Demokratlarla uzlaşmasını gerektirebilir.

– İran savaşı ve dış politikada Kongre’nin rolü artacak

Seçim sonuçlarının Amerikan dış politikasına yansımaları açısından en önemli başlıklardan birini İran savaşı oluşturuyor.

Trump yönetiminin İran’a yönelik askeri politikaları ve savaşın Amerikan ekonomisine etkileri, seçim kampanyasında öne çıkan konular arasında yer aldı.

Demokratların Kongre’de çoğunluğu ele geçirmesiyle birlikte İran’a yönelik askeri operasyonların kapsamı, savaşın finansmanı ve Amerikan askerlerinin bölgedeki varlığı konusunda Beyaz Saray üzerindeki baskının artması bekleniyor.

Özellikle savaşın enerji fiyatları ve enflasyon üzerindeki etkileri, bu hususu seçim süreci boyunca sıkça gündeme getiren Demokratların kontrolündeki Kongre’de önemli yer tutacak.

Öte yandan İsrail’e askeri yardımlar, Orta Doğu’daki Amerikan askeri varlığı ve İran’la diplomatik müzakere seçenekleri gibi dış politika başlıkları da Kongre’de daha yoğun biçimde tartışma konusu olacak.

Rusya-Ukrayna savaşı, NATO ile ilişkiler, Çin politikası ve ABD’nin uluslararası ticaret politikaları gibi konularda ise Demokratların yönetimden daha fazla hesap verebilirlik ve şeffaf bilgi paylaşımı talep etmesi bekleniyor.

Bununla birlikte Trump, diplomatik ilişkilerin yürütülmesi, uluslararası müzakereler ve başkanlık yetkileri kapsamındaki askeri kararlar üzerinde önemli ölçüde kontrol sahibi olmaya devam edecek.

Ancak dış yardım paketleri, savunma bütçeleri, yaptırım düzenlemeleri ve Senato onayı gerektiren uluslararası anlaşmalar konusunda Demokratların daha etkin rol üstlenmesi, Washington’daki dış politika karar verme süreçlerini karmaşık hale getirebilir.

– 2028 başkanlık seçimlerine giden süreç yeniden şekilleniyor

Kongre ara seçimlerinin sonuçları, Trump’ın görev süresinin kalan iki yılını etkilemenin ötesinde, 2028 başkanlık seçimlerine yönelik siyasi hesapları da yeniden şekillendirecek.

Anayasa gereği iki kez başkan seçilen Trump’ın 2028’de yeniden aday olamaması, Cumhuriyetçi Parti içinde yeni liderlik arayışlarını gündeme getirecek.

Bu süreçte Başkan Yardımcısı JD Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio başta olmak üzere Trump sonrası dönemde Cumhuriyetçi Parti’nin liderliğine talip olabilecek isimlerin siyasi pozisyonları önem kazanacak.

Demokratlar açısından ise Kongre’nin her iki kanadında çoğunluğun elde edilmesi, partinin 2028 başkanlık seçimlerine hazırlanması bakımından güçlü bir siyasi zemin anlamına gelebilecek.

– ABD siyasi tarihinde benzer örnekler yaşandı

ABD siyasi tarihinde, başkanın partisinin Kongre’nin bir veya iki kanadında çoğunluğu kaybettiği dönemler bulunuyor.

Demokrat Başkan Bill Clinton’ın görevde olduğu 1994 ara seçimlerinde Cumhuriyetçiler, Cumhuriyetçi Başkan George W. Bush’un görevde olduğu 2006 ara seçimlerinde ise Demokratlar Kongre’nin iki kanadında da çoğunluğu kazandı.

Demokrat Başkan Barack Obama’nın ikinci döneminde yapılan 2014 ara seçimlerinde Cumhuriyetçiler Senato’yu da kazanarak Kongre’nin tamamında çoğunluğu elde etti.

Trump’ın ilk başkanlık döneminde yapılan 2018 ara seçimlerinde ise Demokratlar, Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kazanırken Senato Cumhuriyetçilerin kontrolünde kaldı.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu